BEN DÖNDÜM
Posted On 10 Temmuz 2009 Cuma at zaman: 13:06 by aysemaDün öğlen saatlerinde döndüm. Eşim beni bırakıp işe gidince yatacaktım, ama yatmadan hemen bilgisayarın başına oturdum. Her şeyi özlemişim gerçekten. Tatilin bir yararı da dönüşte elinizdekilerin değerinin bir kez daha farkına varıyorsunuz. Dünyanın en güzel yaşantısı bile monotonlaşınca sıradanlaşıyor. Biteviye aynı şeyleri yapmak sıkıyor insanı. Gerçi ben bu yıl sıkılacak zaman bulamadım, daha önce de demiştim, leyleği havada gördüm bu yıl...
Neyse döndüm, evimdeyim. Biraz dinleneyim, on gün sonra yine yollardayım...
Tatilde en büyük sıkıntım internete erişememekti. Şu anda NTV'de bir uzmanın açıklamalarını izliyorum. Operatörlerde 30 Temmuz'da 3G sitemiyle internete erişim sağlanabilecekmiş. Sevindirici bir haber, gelsin bakalım. Valizin yanında lap topu da boş yere taşıdım durdum.
Alanya'dan Zonguldak'a tam 16 saatte geldim Kamil Koç'la... Yaz tatilinde otobüsler dolmuş gibi çalışıyor. Her yerde duruyor. Yolcular iniyor, yolcular biniyor. Ankara'ya bile uğradı. Ayaklarım kütük gibi şişti. Ucuz da değil, 65 bin liraya 16 saat yolculuk!
Oysa İstanbul'dan Antalya'ya uçakla bir saatte gitmiştim. Ve 85 bin liraya hem de... Dönüşte çocukların sözünü dinlemedim, otobüsle geze geze giderim diye düşündüm. Ama çok yoruldum.
Alanya'da, Bursa'da, İstanbul'da çok güzel zamanlar geçirdim. Aileme, dostlarıma,arkadaşlarıma teşekkür ediyorum bana yaşattıkları için...
Her şey çok güzeldi, haberler hariç!..
Ülkede yaşananlar gerçekten endişe verici bir duruma geldi. İyice şaşırdılar. Ülkeyi uçuruma sürüklemeye çalışan karanlık güçler, var güçleriyle çalışıyorlar. Dilerim kendi kurdukları tuzaklara kendileri yakalanırlar. Artık foyaları bir bir ortaya çıktıkça hırçınlaşıp etrafa saldırıyorlar. Son darbeyi vurmak için her türlü pisliği yapıyorlar. Dürüst insanların bunlarla baş etmesi oldukça güç. "Çamur at izi kalsın" hesabı etrafa çamurlarını sıçratıp duruyorlar. Hepsi sabıkalı olduğu için dürüst insanlara katlanamıyorlar. Ama "Sap döner, keser döner; bir gün de hesap döner." diyorum. Ve ulusu perişan eden bu kişilerin gerçek Cumhuriyet Savcılarına hesap verecekleri günü görmek istiyorum sabırsızlıkla...
BİR NOSTALJİ
Posted On 09 Temmuz 2009 Perşembe at zaman: 21:28 by aysema1970'li yıllar...
Asalet sıradandı, herkeste vardı.
Zor okunan kitapları bile kolayca okurdu gençler.
Kızların etekleri kısaydı, erkeklerin saçı uzun, ne fark eder.
Kadının ruhuna bakılırdı, erkeğin kafasının içine.
***
Ölüme kafa tutardı gençler, kimseyi lafa tutmazdı.
Destansı öyküsü vardı her birinin.
Gözaltına alındılar ama el üstünde gittiler mahşere.
Herkes bir düşüncenin peşine takıldı.
Oy karşılığı buzdolabının, bir torba kömürün peşine takılmadılar ya!
***
İşçilerin adam yerine kondukları yıllar.
Öğretmenlerin hayata katıldıkları mevsimler.
İnsanlar aşk yumağı.
Bedenler yere serilse de, ruhlar ayakta.
Varsın gaz ve yağ kuyrukları olsun.
Şimdiki gibi şerefsizlik kuyrukları yoktu ya...
***
Mahalleler masumiyet beldesi.
Camilerde siyasetin zerresi mevcut değil.
Şarkıcılar parmakla gösterilirdi, her mahallede bir tiyatro.
Futbolcular bile adam gibiydi.
Radyonun başında dönerdi dünya.
Bir televizyonumuz vardı, varsın sansürü olsun.
Şimdiki televizyonlar gibi, zehir kutusu değildi ya.
***
Bir kargaşa vardı yalan değil, bir kapışma...
Labirentin bir ucu "Bağımsız Türkiye"ydi, öbür ucu "Milliyetçi Türkiye."
Karartma gecelerinde bile hepsinin rüyası aydınlıktı.
1970'li yılların gençliği, tuzağa düşmeyi bildiler ama sadece kendilerini yaktılar..
***
Bütün kötülüklerin anası 1980'dir.
Ve ardından gelen yıllar!
Haysiyetle yapılan sözleşme, yüreklerde bozulduktan sonradır ki...
Toplum da büyük bir hızla bozuldu.
O yüzden, insanlar o yıllardan kalan bir şarkıyı bile duysa, kendilerini kaybediyorlar.
Çünkü hepsi biliyor...
Kaybettiklerinin, bir daha asla kazanamayacak kadar değerli olduğunu...
Alıntı:İnternet
Not: Ben döndüm. Bir dost göndermiş, çok beğendim; paylaşmak istedim. Sevgilerimle...
ALANYA'DAN DOSTLARA MERHABA
Posted On 30 Haziran 2009 Salı at zaman: 13:43 by aysema
Alanyum Alışveriş Merkezini sevdim. Haydi çarşıya gidelim dedim evdekilere... Ablam çarşı gezmeye bayılır, kardeşim de ister istemez eşlik eder. Ben pek sevmem. Alacağımı alıp dönerim. Ablam her yere girip çıkar, alsın almasın, fikir ediniyorum, diyor. Tam fırsat dedim. Bilgisayarı kaptığım gibi soluğu burada aldım. Siz gezin, ben biraz sonra size katılırım, dedim, ama katılamadım, bloğumu meğer ne çok özlemişim..
Harika bir hizmet bu. Hem alışverişini yap hem de internete gir istediğin kadar... Alanyum'u kutluyorum. Arada kaçarım ben buraya. Eve oldukça yakın. Ohhhh yaşasın!
Kaç gündür yazmak istiyorum, dost blogları okumak istiyorum, ama internet yok... Komşu istediğin zaman gel, dedi, dedi ama, o kadar çok geziyor ki bu olanaksız görünüyor şimdilik.
Alanya güzel her zamanki gibi. İlk gün sabah akşam denize girdim harikaydı. Ertesi gün üçlü dalgalar suyu çamur gibi yapmıştı, şöyle bir ıslanıp çıktım. Akşam üstü tekrar gittik yine aynıydı. Bakalım bugün nasıl olacak? Kasımda geldiğim zamanki tadı bulamadım henüz, Alanya'nın denizi çok sıcak geliyor bana... İllede Ege olacak. Karadeniz de biraz fazla soğuk geliyor çoğu kez... Ama her haliyle denizi seviyorum ben...
Babamla, kardeşlerimle olmak çok keyifli. İyi ki gelmişim. Akşam çarşıya gittik, liman tarafını gezdik. Turist sayısı şimdilik çok az. Nerde o dolu dolu çarşılar! Anlatılana göre Alman turistlerle Rus turistler birbirleriyle anlaşamıyormuş. Biri gelirse diğeri gelmek istemiyormuş. Bir de "Her şey dahil" paketler esnafın canını sıkıyor anladığım kadarıyla... İyi olmuş demek geçiyor içimden ama, ülkemin yararı için demiyorum. Eskiden Türklerin yüzüne bakmıyorlardı. Şimdi kapılarda karşılıyorlar...
Aslında Bursa gezisini yazmayı çok istiyorum. Ama araya zaman ve yeni mekanlar girince biraz zor gelmeye başladı... Unuttuklarım da olabilir, ana hatlarıyla yazmayı denesem mi?


EMRE'YE KAN GEREKİRSE (0 RH -) YARDIM EDER MİSİNİZ?
http://zuzularannesi.blogspot.com/2009/06/yardim-eder-misiniz.html

